Kitap Yorumları

A. Tolga Suyolcuoğlu – Sakin Ölüler Antolojisi Kitap Yorumu

Duvardaki tabakların düşüşünü görüyorum
hepsi özgürce yaptıklarını zannediyorlar”
 (s.35)

1969 yılında doğan Tolga Suyolcuoğlu, ODTÜ Sosyoloji’yi birincilikle bitirir. 1993 yılında Burslu olarak Edebiyat Sosyolojisi okumak için İngiltere’ye gider.
Türkiye’ye geldiği bir tatilin dönüşünde, Ankara‘dan İstanbul‘a giden çift katlı otobüsün üst katında, el bagajı bölümünde tik tak saymaktadır bir saatli bomba. Kör talih ki, tam da Tolga Suyolcuoğlu‘nun oturduğu koltuğun üstündedir bu bomba. Bu terör saldırısından ötürü 27 gün komada kalır. Bu süreçte o yaşama tutunur. Daha sonra 3 yıl konuşamaz, üç yıl yazamaz, felçlidir de üstelik.
Kendisi bu süreçte “üç yıl konuşamadım ama üç yıl düşündüm. Çok düşündüm. Hep düşündüm” diyecektir.

İşte bu kitap, böyle bir insanın eseridir. Bir insan üç yıl hiç konuşmadan yalnızca düşünürse, belki de o güne dek yaşadığı her bir anı tekrar yaşayacak, tekrar özümseyecektir.

Kitaptaki şiirlerdeki melankoli, bu nedenle anlamlıdır da. Sonuçta ne kadar bilgelik kazandırırsa kazandırsın; bu sürecin ızdırabını gözardı edemeyiz. Şiirlerde yer yer farklı tarzları denemiş şair. Bazıları merdiven şiir şeklinde yazılmış, bazılarında ise biraz daha klasik üslupların esintileri var.
Kitap, yaşanan talihsiz olayı hatırlatacak şekilde “tik tak tik tak” ile başlar.

ve aslında, başına gelen olayı şu şiirde şöyle yorumlamıştır;
“Çakıltaşı suyun üzerinde “özgürce”
Kayarak ilerliyordu fırlatıldığını
bilmeden. Uzun bir süre ilerledikten-
sonra kendi kendine “hah” dedi:
-“artık durup
suyun altını gezmenin zamanıdır.”
Halbuki bir doğa kanununa uyduğunun farkın-
da değildi dibe doğru sürüklenirken.” 
(s.17)

Kendisinin sık sık üzerinde çalıştığı ve bazı şiirlerini çevirdiği William Blake‘in bir şiirinde geçen dizeler, belki de yaşadığı bu derinleşmeyi anlatıyordur;

“Algı kapıları temizlendiğinde
Her şey insana olduğu gibi görünür;
sonsuz”

Suyun üzerinde gezen bir taş iken, artık suyun derinliklerinde geziyor.
Ve bunu belki de o talihsiz olaya borçlu. Bu bir kader, keder ama yine de; algı kapıları temizlendi -mi?
İşte bu kitapta, yüzeyin altına iniyoruz bir bakıma.
Her şeyi “olduğu” gibi görüyoruz.

M. Baran
27.11.2017
Mersin

Not: Kapak ve alıntılar için yayınevinden yazılı olarak izin alınmıştır. Bu içeriklerin yasal temsilcisi blogum değildir. Bunları çoğaltmak, kopyalamak istediğinizde lütfen yayınevinden izin alınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir