Kitap Yorumları

Ahmet Necdet – Gökliman Kitap Yorumu

biter bir yerde şarap kadehte yokluğun kalır” (s.46)

Bir, çok yönlü kişi olan Ahmet Necdet ile henüz bir üniversite öğrencisiyken; Bugünün Diliyle Divan Şiiri Antolojisi kitabı ile tanışmıştım. O zamandan bu yana şiirlerini okumak bir türlü fırsat olamamıştı. Sonunda, dört günlük bir okuma serüveninin ardından; Ahmet Necdet’in kendi şiirlerini de okuma şerefine nail oldum.

Köklerini Anadolu şiirinin geleneğine ve geçmişine salmış; dallarını ise çağdaş şiire uzatmış bir ulu ağaç Ahmet Necdet. Hayal edin; rahatlıkla anlayabileceğiniz durulukta bir divan şiiri okuduğunuzu; aruzla yazılmış şiirler okuduğunuzu lakin aruzla yazıldığını dahi hissettirmeyecek kadar “bugüne ait” şiirler okuduğunuzu… İşte Ahmet Necdet şiiri de aynen böyle. Üstelik, yalnızca senfonik bir çağdaş şiir değil; aynı zamanda; haiku ile gazeli; tanka ile sone yi; aruz ile heceyi yan yana okuyabileceğiniz belki de tek kitap bu kitap!

“Biçim mi daha önemlidir şiirde, öz mü? Önemli olan şiirin kendisidir.” (s.20) diyen şair, yazdığı bütün şiirlerde adeta bunu anlatmak istemektedir. İster soneyle yazılsın ister tuyuğ ile; önemli olan şiirin kendisidir. O şiir, bir bütün olarak; içerdiği anlamlar, seçilen kelimeler, tınısı ve ruhuyla kendine özgü bir penceredir artık. ve bu pencereden yeryüzü görünür.” (s.19)

Şairin dört mevsim için yazdığı haikular, son zamanlarda okuduğum en güzel haikulardı. Hatta iddia ediyorum; Türkçe edebiyatta yazılmış en güzel haikulardandı bunlar.

“Öpüyor tek tek
bütün ak zambakları
mavi kelebek”
 
(s.225)

Peki kitaptaki sonelere ne demeli? Onlar da, güzelliğin ve büyünün sonenin biçimine girmiş halleriydi:

“Yaprağını dağlarken bu alev yüklü rüzgar,
Gece kayan her yıldız bir türkü yakar sana
Tutulduğunu görüp o yağmur bulutuna!”
 
(s.292)

Sonuçta engin bir kelime dağarcığı ki, kaynağı Anadolu‘nun bin yıla yakın Türkçe tarihinden beslenmektedir; Batı edebiyatına uğramış, adeta doğu ile batıyı birbirine barıştırmıştır. Bu nedenle bu şiirlerde insançocuğunun evrensel mevzuları işlenmektedir iplik iplik. Bunlar aşk, yalnızlık ve hüzün değildir sadece; aynı zamanda temel ontolojik soruları da barındırırlar bünyelerinde…
Örneğin,

“Hep’le hiç’e büründük / varlık diye göründük
Yokluğun sarnıcıydık / belli belirsiz olduk”
 
(s.151)

Özetle, geçmişin gelecekle; doğunun batıyla birbirine dokunduğu, Türkçe’nin kalıbına döküldüğü bu şiirlere iyi ki uğramışım diyorum. İyi ki bir yudum içmişim bu bilgeliğin pınarından.

“Bak dolunaya!
Birden ayna oluyor
Düşerek suya,
Su uykuya dalıyor:
“Rüya içinde rüya”.
 
(s.261)


Başka haikular da okumak isteyenler: Kelebek Düşleri – İkiyüzyetmişbeş Haiku kitabının kapısını çalabilirler.

M. Baran
20.11.2017
Mersin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir