Kitap Yorumları

Jacob Bronowski – İnsanın Yükselişi Kitap Yorumu

İnsandaki entelektüel arayış, uğraş devam ettiği sürece, insanın yükselişi de devam edecektir. Yazar, kitabı iki temel sorunun üzerine inşa etmiş:
1- Neden diğer türler değil de insan bu derece yükseldi?
2- Bu yükselmede lokomotifliği kim yaptı?

Kitap boyunca bu sorulara yanıtlar arıyoruz ve bunları tartışıyoruz. Yazarın görüşü, insanın diğer türlerden evrimsel olarak daha avantajlı olmasını sağlayan bazı özelliklerinin bulunmasıdır. Bunlar doğayı biçimlendirme ve bir uğraş amacıyla kullanma, doğaya egemenlik kurma, doğayı anlamaya çalışmak gibi farklı bölümlerde açıklanıyor. En temel farklılıklardan birisi ise “entelektüel arayış“. İnsanın hiç yoktan; ilave bir merak duygusuyla yaptığı çalışmaların; diğer hiçbir türde olamayacağını düşünüyor.
Kitabı; kapağına bakarak satın almak yanıltıcı olur. Kitabın bu sitedeki farklı dillerden 26 edisyonunun hiçbirinde evrime dair bir kapak yoktur. Bu baskının (İst. 2012) kapağını tasarlayan sayın Mehmet İlhan Kaya muhtemelen kitabın sadece ilk iki bölümünü okumuştur. Zira, bu kitap bir evrim tarihi değil, bir “bilim tarihi” olarak kabul edilebilir.

Kitapta yazarın düştüğü birkaç tuzak olduğunu düşünüyorum. Bunlar sırasıyla:

Lineer Tarih Düşüncesi

Tarihin çizgisel olarak ilerlediğini düşünmek, batı merkezci tarih yazımının düştüğü hatalardan birisidir. Tarihte olan her şeyin bir öncekinden daha iyi olduğu düşüncesiyle gelişir.


İnsanın yükselişini lineer bir tarih algısıyla yazan yazarın; dinlerin özellikle kullandığı, her şeyin çizgisel bir zaman üzerinde yol aldığı düşüncesinden etkilendiği ortadadır. Tıpkı Fukuyama‘nın Kapitalizmin Nihai zafere doğru ilerlediğini söylemesi, Marxın tarihin akışının nihai zafere doğru ilerlediğini söylemesi gibi; yazar da insançocuğunun hikayesinin yükselişe devam ettiğini düşünüyor ve bunun da zorunlu olduğunu söylüyor. Oysa evrim; yahut da doğal seçilim çizgisel bir şey olarak görünse de; aslında her zaman böyle değildir. Zamanla bozulan, kötüye giden türler olduğu gibi; nesli tükenen canlı sayısı bugün hesaplanamamaktadır.

Tarihin lineer olmadığının en büyük ispatlarından birisi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra pek çok bölgede insanlar adeta bronz çağına geri dönmüşlerdir. Roma İmparatorluğu’nda kullanılan harç, yol yapım teknikleri, su aktarım teknikleri dahil sayısız icat unutulmuştur.

Batı Merkezli Tarih Yazımı

Yazar İslam’ın hiçbir özgün icadı, keşfi yok gibi bir yaklaşım sergilemektedir. Müslümanlar ona göre her şeyi bir başkasından almış gibidir.


Kitapta 139. sayfada Lorenzo Ghiberti’yi perspektif okulunda “öncül” olarak anlattığı bölümde, Lorenzo’nun Alhazen‘in “Optik Bilimi” isimli kitabına şerh yazdığını da ağzından kaçırır yazar. İbni Heyzem‘den (Alhazen) bir daha hiç bahsetmez. Bir fısıltı gibi geçen ismi, öylece havada kalır; hatta kitabın indeksine bile alınmaz. Oysa İbni Heyzem‘e şerh yazan Lorenzo Ghiberti bu alanda yazar tarafından öncül kabul edilecektir. Yazar, İslamın bilime katkısından bahsettiği her bölümde İslam’ın bunu kimden aldığını özenle dile getirir. Usturlap Yunanlılardan, Kemerler Latinlerden, sıfır ise Hintlilerden alınmıştır. Paracelsus‘un Avicenna‘nın kitaplarını yaktığını söylediği bölümde; Paracelsus‘u öve öve bitiremezken; bu davranışını adeta geçmişin köhne dönemini yıktığını ima eder gibi anlatmaktadır. Oysa Avicenna, yani İbn-i Sina; yazarın ısrarla “Aristo’ya şerh yazan” diye tanımladığı İbn-i Sina Paracelsus’un bulunduğu dönemdeki tıp anlayışından fersah fersah ötede olup; tıp bilgilerini “Aristo”ya şerh düşerek öğrenmemiştir.

Bu sadece İslam‘a yapılmamış, Çin‘in bilime katkısını geçtim; son bölümde “veya Çin” demek dışında bilim tarihinde adı bile geçmez. Barutun mucitleri tarihten dışlanmıştır. İleri matematikçi İnkaların da aralarında bulunduğu bütün Amerika uygarlıkları “tekerleği bile icat edememiş, yalnızca sırta konmuş yük aşamasında” kalmıştır yazara göre.

Sonuç

İnsançocuğunun seçilmişliğine inanan yazar, bilimde lokomotifliği de Batı uygarlığına vermiştir. Giordano Bruno‘yu yakan batı uygarlığına! Bu elim olay bile bir sayfada kısaca anlatılıp geçiştirilmiştir.

Kitabın Batı merkezci tarih yazımıyla yazıldığını düşünüyorum. Medeniyette Batı’nın öncüllüğü tartışılması faydalı bir konu değildir. Newton‘un Optik Bilimi kitabından bahsederken, Newton’dan asırlar önce yaşamış Harezmi’den, İbni Heyzen’den bahsetme zorunluluğu vardır. Zira, kitapta sıklıkla biliminsanlarının fikrilerine itibar edilmemesinden dem vururken; yazar bunu kendisi yapmıştır.

Seçilimci tarih algısında, -her ne kadar yazıları yazarlarıyla değerlendirmek adetim olmasa da- yazarın Yahudi olması sebep olmuş olabilir mi? Gerçi tabib İbn-i Meymun, yahut filozof İbn-i Cebirol gibi Yahudi isimler de atlanmış.

Yine de okunması gereken bir kitap, bu kitaptan öğrenilecek çok şey var. Bilim rafında mutlaka bulunmalı.

M. Baran
24.11.2016
Mersin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir